ÖLÜMÜN KAREKODU

Bir uygulamaya rastladım. Rastlayınca da gözlerim kocaman kocaman açıldı. Teknoloji, mezarlıklara kadar girmiş. Benim biraz geç haberim olmuş aslında. 2008 yılından itibaren böyle haberler varmış basında.

Ziyaret ettiğiniz mezarın başına gittiğinizde taşın üzerinde bulunan karekod ile mezarda yatanın tüm bilgilerini edinebiliyorsunuz. Hatta videolarına ulaşıyorsunuz.

Eskiden bazı mezar taşlarına kişilerin fotoğrafları konurdu. Siyah beyaz olurdu onlar. İnsan ister istemez bakardı. Bir de ben gençken gazetelerde o uzun ölüm ilanlarına bakar, kim kimin nesiymiş diye çözmeye çalışırdım. Şimdi de bazı meraklılar, mezarlığa girince ellerinde telefonları karekod karekod şuna da bakayım buna da diye gezip gezip durabilirler uygulama yayılırsa.

Ben mezarlık karşısındaki bir evde doğdum, büyüdüm. Bizim için orası park gibiydi. Ölümün soğukluğunu hiç hissetmezdik ama saygımız da vardı. Şöyle ki küçükken bize mezarları işaret parmağımızla gösterince havada bir kuş görene kadar parmağımızı ağzımızda tutmamız söylenmişti. Yapardık da. Şimdi tabii batıl inanç olarak geliyor.

Akü ve güneş enerjisi ile çalışan LCD ekran mezar taşlarına İsveç’te Kiliseler Birliği karşı çıkmasa da dijtal uygulamaların mezarlıkların yozlaşmasına neden olacağını belirtmiş. Almanya’da bu uygulamanın sesli olmasına izin verilmemiş. Japonya’da, Slovenya’da LCD ekran mezar taşı örnekleri çok. Ortak mezarlarda Bluetooth yardımıyla bilgilere ulaşılabiliniyormuş.

Sizi bilmem ama bana bir garip geldi bu uygulama. İnsana ölünce bile rahat yok. Teknolojiden kopartmıyorlar. Toprak üstünde alacağı kadar radyasyon almış mevta sessiz sessiz mezarında durmak istiyor belki. Bu dünyadayken bazen internetini kapattığı gibi. E, eli, kolu uzanmıyor ki engel olsun karekod işlemine.

Dünyanın kahrını çekip öteki dünyaya gidenlerin orada da rahatı yok. Benim vasiyetim var, oğullarıma beni dağ başına gömün diye ama istemekle olmuyor. Babam, evimizin karşısındaki aile mezarına tapusu dayımın üstüne olduğu için defnedilemedi. Anne tarafımın hepsi o mezarda yatıyordu üstelik. Ne kadar uğraşsak olmadı. Çok uzaktaki bir mezarlığa defnedildi babam. Oysa “Beni her hafta ziyaret edin kızım,” demişti. İçimde yaradır. Cenaze arabasının ardından giderken babamın ölümüne mi, yoksa git git bitmeyen yoldaki mezarlığa defnedileceğine mi daha çok ağladım bilmiyorum.

Koşullar böyleyken biz burada tutmuş ülkemizde de uygulaması başlamış dijital mezar başlığından bahsediyoruz.

Trajikomik bir durum bence.

Ceyda Sevgi Ünal