Geçen gün çarşıda dolaşırken broşür dağıtan görme engelli bir adam gördüm. Daha doğrusu o beni gördü diyebilirim. Çünkü ben yılbaşı vitrinlerinin cazibesini kendimi kaptırmış, dikkatimi sadece onlara vermiştim. Adamın bastonunun ayaklarıma değmesiyle irkildim ve kenara çekildim. İster istemez onu takibe aldım. Hani benim gibi dikkatsiz biri varsa, hemen toparlanıp önünden çekilemez görme engelli adam bir zarar görür diye uyarmak için. O nedenle sokak boyu bırakmak istemedim kendisini. Belki de beni fark etmiş, rahatsız olmuştur diye frenledim sonra kendimi. Ama zaten gördüğüm kadarıyla bir yandan işini yaparken bir yandan da gayet güzel yürüyebiliyordu. Bu arada elindeki bastonun yardımı yadsınamaz tabii ki.

Bugün okuduğum geçen yıl olmuş, yargılaması hâlâ devam eden görme engelli bir adamın öldüğü eşinin yaralandığı bir kaza(!)haberiyle işte o güne döndüm. Şimdi o görme engelli adam, kaza denilen umursamazlık abidesi olaydaki gibi karşıdan karşıya geçmeye çalışsa başına neler gelecekti acaba? O gün onu hiç düşünmemiştim. Düşünseydim belki de uzun süre takip ederdim. Çünkü ne yazık ki bazı sürücüler değil görme engelli kişilerin, görenlerin de korkulu rüyaları. Asıl o sürücüler görme engelliler. Bastın mı gaza hikâyesi. Tek gidiş yönlü bir tarafı Allah’tan mezarlık olan bir sokakta oturuyoruz. Araçlar sanki uçuyorlar. Haftada birkaç kedi ölüsü görmekten içim ezildi artık. Bu kadar sorumsuz araç kullanmak, bu kadar vicdansız olmak… Neden Allah’tan mezarlık olan dediğimi anladınız sanırım. Yoksa daha ne ölümler görürdük.

Zaten bu ülkede bu sürücüler yüzünden öyle “Yeşil yandı geçeyim hadi,” falan demeyeceksiniz yoksa kim vurduya pardon kim çarptıya gidersiniz. Daha sarı ışık yanar yanmaz bir saniyeyi kâr sayıp gaza basar bu tipler. Acele eden ecele gider diye bir söz vardır. İşte bu aceleciler kaç kişiyi ecele götürür. Sonra da gelsin geçen yıl olan umursamazlık sonucu gibi ölümler, arkada kalan gözü yaşlı analar, eşler, çocuklar.

Ve ne yazık ki geçen yılki olayda ölen görme engelli kişi asli kusurlu bulunuyor. Neden? Çünkü beyaz bastonunu yok sağ elindeymiş de solunda değilmiş de; ondan. Yoksa sürücü o bastonu görüp önlemini alırmış. Beyaz işte; sağda veya solda… Bir metre uzunluğunda bir baston. Gözlü de görür gözsüz de denecek kadar kendini fark ettiren bir baston. Bu dedemin bastonu gibi dayanmak için kullanılmıyor ki. Yönündeki engelleri tanımak, fark etmek amacıyla devamlı uzatılarak kullanılır. Cezasını bilmem ama bir an önce o sürücünün ehliyet kullanımı ömür boyu engellenmeli. Çünkü kendisinin gerçekten birçok görme engelliden daha görme engelli olduğu ortada. Bu olayda atlanan bir durum şu bence: Sürücülerin dikkatli olması ve önlem alarak araç kullanması için yayaların görme engelli olması ve beyaz bastonlarının şu veya bu şekilde kullanmaları mı gerekli? Bu dikkat ve alınacak önlem tüm yayalar için olması gerekmiyor mu?

Bu kaza(!)lar bitmez. Bu zihniyetler bitmedikçe. Kaba bir söylemle altına bir araba çeken kendini havada uçuyor zannediyor. Oysa havanın da bir trafiği var bildiğimiz gibi…

Ceyda Sevgi Ünal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Sınmaz 2017-12-28 15:38:13

İnsan hayatının hiçbir önemi yok maalesef. Kaleminize sağlık Sevgi Hanım, sağlıcakla...