Kulaklarımda Fikret Kızılok... Nasıl da yumuşak bir ses... Kazuo Ishiguro'nun: “ Beni Asla Bırakma” (1) kitabını okuyorum... Hailsham adlı yatılı bir okulu anlatıyor tatlı tatlı... Benim de aklım gerilere gidiveriyor... Bu mevsimde bizim de bahçemiz yemyeşil olur, rengarenk güller pansiyonun önünü süsler, kameriyelerde öğrenciler ders çalışır, asırlık konakların çevresindeki yüzyıllık ağaçlar arasında güneş tatlılıkla gülümser, Haydarpaşa ‘dan kalkıp bahçemizin ötesinden gelip geçen trenler, hep uzaklara gitme duygusu uyandırırdı içimde. İnsan kendine benzer olanı seçermiş çoğunlukla. Keşke benzer olanı değil de farklı olanı bilme ve anlama isteğimiz olsa... Nefes almak daha kolay olmaz mıydı?

Kitaba döneyim. Roman birinci tekil şahışla yazılmış olup gelecek bir zamanda geçer. Dil son derece yalın ve akıcıdır. Okur, otuz bir yaşında olan, uzun yıllardır bakıcılık yapan Kathy H.'nin bakış açısından olayları öğrenir. Dolayısıyla bizler de olay ve olguları yalnızca onun bildiği, gözlemlediği ya da duyumsadığı kadarıyla biliyoruz.

Romanın Başlıca Karakterleri

Romanın anlatıcısı Kathy H.'nin iki samimi arkadaşı vardır. Biri Tommy, diğeri Ruth'dur. Tommy çabuk parlayan, öfkesini kontrol etmekte zorlanan, iyi yürekli bir çocuktur. Ancak resim konusunda pek iyi değildir. Okuldaki arkadaşları çok güzel resim yaparken o niye yapamamaktadır? Yaptığı resimlerle arkadaşları alay eder, bir süre sonra her yerden dışlanır. Bir gün gözetmeni Bayan Lucy: “yaratıcı olamıyorsan sorun değil, hiç kimsenin seni cezalandırmaya hakkı yok” der. O günden sonra Tommy değişir, öfke nöbetlerine kapılmaz. O sıralarda Kathy H. ona yakınlık gösterir. Böylece arkadaş olurlar.

Kathy H.'nin bir diğer arkadaşı Ruth'dur. Ruth lider ruhlu, başkalarına ne yapması gerektiğini söyleyen, arkadaşları üzerinde egemenlik kuran, kimi kez kafasından fanteziler uydurup onları başkalarına inandıran, anlamadığını anlarmış gibi rol yapan, bulunduğu ortama gören davranan biridir. Kathy H. ise bile isteye onun egemenliği altına girer. Sadakatla bağlıdır Ruth'a. Onun kimi kez yalan söyleyip kendini farklı gösterdiğini anlar ama bunu belli etmez. Bağışlayıcı, özverili, uzlaşmacı, sabırlı ve iyilikseverdir.

Karakterlerimizden Ruth'la Tommy yaşları ilerleyince flört etmeye başlarlar. Aslında Tommy'le Kathy H. her bakımdan birbirine uygundur. Ruth bunu sezer, onları birbirinden ayrı tutmak için elinden geleni yapar. Yıllar sonra tüm bunları Kathy H.'ye itiraf eder, bağışlanmayı diler ve ölür.

Romandaki Kurgu ve Konu

Roman sondan başlar, zaman ve mekan geriye döndürülerek ilerler. Bu nedenle dayanılmaz bir merak duygusu okuru sarıp sarmalar. Şöyle ki: Kathy H.'nin bakıcılığını üstlendiği bir bağışçının durumu kötüdür. Kathy H. kafasını dağıtması için Hailsham'da olanları ona anlatmaya başlar. Hailsham ve öğrencileri çok özeldir. Peki, niçin?

İlerleyen sayfalarda Kathy H., Hailsham'lı öğrencilerin neden farklı olduğunu sorgularken bulur kendini. Ona göre, insan çocukken farklı olduğunu duyumsar ama kimilerinin sizi gördüklerinde niçin ürperdiklerini bilemez. Tıpkı benim gibi... Bir ayağım aksıyor diye çocukken niçin dışlandığımı anlayamaz, okulda bana ayrımcılık uygulayanlara bir türlü anlam veremezdim...

Romana döneyim. Yatılı okuldaki öğrenciler çok iyi koşullarda okur, spor ve her türlü sanatsal faaliyetlerle yoğrulurlar. Öyle ki yılda dört kez Takaslar düzenlenir, her öğrencinin yarattığı şeyler sergilenir. Sergiye verilen her parça için takas kuponu alınır, öğrenciler o kuponlarla beğendikleri nesneleri alırlar. Bu arada Madam kimi öğrencilerin resimlerini alır, Galeri'ye götürür. Galeri onlar için bilinmez bir yerdir. Ancak bu konunun sorgulanması nerdeyse yasaktır. Peki, neden?

Bu arada okulda öğrencilerin sigaradan söz etmesine bile kötü gözle bakılır. Gözetmenler, bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini sürekli anımsatırlar öğrencilere. Hatta bir gün Kathy H., Judy Bridgewater'in bir kasedini alır. Kasedin üzerinde bu aktristin elinde sigara olan bir fotoğrafı vardır. Ancak gözetmenlerin sigara konusunda çok katı oldukları bildiği için Kathy H. kasedi saklar. Kimi kez kasetteki “ Beni Asla Bırakma” parçasını gizli gizli dinler. Şarkıdaki“ Bebeğim, bebeğim, beni asla bırakma” diye devam eden sözler onu çok etkiler. O şarkıyı dinlerken bir anne olduğunu düşler, mest olur. Sonraki günlerde Hailsham'lı öğrencilerin hiç birinin çocuk sahibi olamayacağını öğrenir. “Bunu şarkı dinlerken duyumsamış olmalıyım,” der. Niçin çocuk sahibi olamayacaklarını o sıralarda pek sorgulamazlar. Hatta seks yaparken bu açıdan rahat olacaklarını düşündükleri için sevinirler.

Yazarın bu ayrıntıyı niçin anlattığını romanın ilerleyen bölümlerinde anlarız. İnsan türünde üreme güdüsü yok mudur? Peki, Hailsham'da neden böyle bir şey vardır? Yeni dünyanın getirdikleri eski dünyanın kalıntıları arasında paramparça olurken, her yenilik ilerleme midir yoksa felaket midir?

Romanın sonlarına doğru düğüm çözülür, tüm sorular yanıtlarını bulur. Bilimde peş peşe hızlı adımlar atılmış, tedavisi olmayan hastalıkların çaresi bulunmuştur. Artık insanların kopyası yapılmakta ve bunlar yalnızca organ bağışı için büyütülmektedir. Hailsham'lı öğrenciler, organ bağışı için “normal” olan insanlardan kopyalanmıştır. İnsan soyu, bunu insanın iyiliği için istemiş, hastalıkların kökünü kazımayı amaç edinmiştir. Durum böyleyken insanlar, kopya insanların düşünen, duyumsayan, bilinci olan insanlar olduğuna inanmak istemezler. Kopyalananlar, organ bağışı için birer araçtır. İşte bir küme kişi, Hailsham'ı aksini ispatlamak için kurar.

Kötülük Sorunu

Ancak burada da önlerine türlü türlü sorunlar çıkar. Bana göre bu sorunlardan birisi kötülük sorunudur. Anne ve babaları olmayan, bir okulda gözetmenlerce büyütülen bu çocuklara her türlü eğitim verilip spora ve sanata yönlendirirken niçin kötülük engellenemez? Örneğin, niçin resim yapamayan Tommy'e eziyet eder çocuklar? Ya da Ruth neden birbirine uygun olan iki arkadaşını uzak tutmak için elinden geleni yapar? Okulda her türlü “iyi” koşullar sağlanıyorken, öğrenciler sanatsal faaliyetlerle güzel olana yönlendirilirken insan bir başkasına zararlı olanı niçin seçer? Öğrenciler Hailsham'dan başka bir yer bilmezler üstelik. Yoksa kopyalanan insanların yalnızca bedenleri değil, karakterleri de mi kopyalanmıştır? Bu soruların yanıtını okura bırakmış Ishiguro. Yazarın bu eğitim sırasında edebiyat ve sanatsal faaliyetlerin öğrencilere nasıl verildiğini yüzeysel olarak geçtiğini görüyoruz. Bu yüzden sağlıklı bir değerlendirme yapamıyoruz.

Nedensellik ve Nesnelerin Birliği

Yazarın anlattığı her olay ve olgu nedensiz değildir. Ne anlattıysa ilerleyen bölümlerde karşımıza çıkar. Örneğin, Ruth öldükten sonra Tommy ve Kathy H. sevgili olurlar. Tommy'nin teorisine göre, (Hailsham'da olanları sorgularken) bağışçılardan eğer aşık olan varsa, gözetmenlerin organ bağışını ertelemeleri olasıdır. Gözetmenlerin öğrencilerden toplanan resimlerden onların ruhlarını analiz ettiklerine, birbirine uygun olup olmadıklarına karar verdiklerine inanırlar. O günlerde Tommy, organ bağışı için nekahet merkezindedir. Ölümle burun burunadır. Yaşamak ve Kathy H. 'yle daha fazla zaman geçirmek için Madam'ı bulmak zorundadır. Peki aşklarını nasıl kanıtlayacaklardır? Tommy'nin Galeri'de resmi yoktur. Aşk ve sanat zamanı durdurabilecek midir?

Bu arada romanda geçen nesnelerin kullanımının gereksiz olmadığını görürüz. Örneğin, Ruth'un kalem kutusu, hem Ruth'un hem de Kathy H.'nin kişisel niteliklerini göstermek için kullanılır. Romanın başında geçen Norfolk, kayıp köşesi, ofisleri gösteren bir gazete parçası, ilerleyen bölümlerde de karşımıza çıkar. Her birinin bir işlevi vardır. Bu açıdan bakıldığında romanda nedensel ilişkiler sağlam kurulmuştur. Örneğin, Tommy nekahet merkezindeyken, yalnızca yaşamının son anlarında Kathy H. ile olmaktan hüzünlüdür. Hastane odasının betimlemesiyle Tommy'nin ruh durumunun birbirine koşut olduğunu görürüz. Şöyle ki: “.... güneş ışığı buzlu camdan içeri sızarken, mevsimlerden yaz olsa bile sonbahar ışığına benziyordu.” (2)

Romandaki izlek

Romanda Kathy H.; Tommy'den hoşlanıyorken arkadaşı Ruth'un da ondan hoşlandığını öğrenince özverili davranır. Kendinden ve aşkından vazgeçer. Bu onun seçimidir. Ancak insanın mutluluğa erişmesi için yalnızca başkalarını sevmesi yetmez. İnsan önce kendini sevmeli ve gerçekleştirmeli. Kendimizi sevmemiz bencillik ya da bir şeyden hoşlanma yetimizi felce uğratmak değildir. Romanda da Tommy ve Ruth mutlu olamazlar. Çünkü birbirlerine uygun değildirler. Bu arada Kathy H.' de mutlu değildir. Erkeklerle birliktelik yaşar ama bu aşk değildir. Çünkü cinsellik aşkı doğurmaz. Aşk cinselliği doğurur.

Peki, insanın yazgısını kendi seçimleri mi belirler? Yoksa yazgımızın dışına çıkabilir miyiz? Tabii, yazgıya yüklediğimiz anlamlar göreli olabilir. Yaşamda değiştirebileceğimiz şeyler olduğu gibi değiştiremeyeceğimiz şeyler de vardır. İster buna yazgı deyin, ister rastlantı ister başka bir şey... Bence insan değiştirebileceği şeylerle ilgili mücadele etmeli, değiştiremeyeceklerini de sabırla kabul etmeli...

Romanın sonunda Kathy H. her iki arkadaşını da kaybeder. Roman Kathy H.'nin “anılarımı kaybetmeyeceğim,” diye biter.

Bilgisayardan başımı kaldırıp gökyüzüne doğru bakıyorum... Hailsham değil ama çevresi yüksek duvarlarla çevrili bir yatılı pansiyon belleğimde... Okulla pansiyon arasında yalnızca asfalt bir yol var. Her paydos saatinde kız öğrencilerin sevgilileri okul kapısında bekliyorlar... Kızların erkek arkadaşlarıyla heyecanlı buluşmalarını uzaktan seyrediyorum... Yığın yığın kalabalıklar bir anda gözden kaybolurken düşünüyorum... Bu akışkan insan sürüsü nerelere akıp gidiyor, kimbilir!

Engellilerin aseksüel olarak görüldüğü bir toplumda güneşime takılıyor her türlü çer çöp... Bu gün sağlam beden ideolojisinin bir döküntü olduğunun ayrımındayım... Kendime toplumun gözünden bakmadığım sürece, kendi aklımla, kendi doğrularımla yaşadığım sürece özgürüm... Evet, çocuk felci olmayı ben seçmedim... Ülkemin koşullarından dolayı “sakat” kaldım... O koşulların düzeltilmesi için çabalayabilirim... Kendi değerlerimi oluşturabilir, sağlam beden ideolojisinin yönlendirmelerine “hayır” dediğimde içimde kuşlar kanat çırpar gökyüzüne doğru...

Kaynakça:

1) Kazuo Ishiguro, Beni Asla Bırakma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Ocak 2018.

2) a.g.e. 227

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.