20. yüzyılın başında engellilerin toplumdan yalıtılmak istendiğini görüyoruz. Neden mi? Çünkü insan ırkının ıslah edilmesini kendine iş edinen kişilerce öjenizm tüm dünyaya yayılır. Sakat kişilerin evlenmesi ve çocuk sahibi olmaları yasaklanır. Sağırlar, işaret dilini kullanmak için mücadele ederler. Zeka engelliler tutuldukları bakımevlerinde çok kötü koşullar altında yaşarlar.

Hatta 1920’lerde Amerika’da yoksul evleri, "işe yaramaz/değersiz" olan sakat ve yoksulların atıldığı bir çöplük gibidir. Ayrıca kimi eyaletlerde zeka engellilerin kısırlaştırılması yaygın bir uygulamadır. Doktorlar, epilepsi ve akıl hastası olanların kısırlaştırılmasının tedavi edici bir yöntem olduğunu savunurlar. Sonunda 1927’de ABD Yüksek Mahkemesi eyaletlerin zeka engellileri kısırlaştırma uygulamasını kabul edilir. Öjeni hareketleri hız kazanır.

Hitler Döneminde Irkçılık

Hitler döneminde de engelliler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bildiğimiz gibi Nazi katliamlarının nedeni “ari ırk” yaratma inancına dayanmaktadır. Bu anlayışın sonucu 1930’lar ve 1940’larda yüz binlerce sakat ölüm kamplarında katledilir.

Nazi Almanya’sındaki Yahudilerin soykırımı üzerine çeşitli araştırmalar yapıldığını, filmler çekildiğini hepimiz biliyoruz. Beyazperdenin gücüyle bir insanlık dramı tüm dünyaya duyurulmuştur. Ancak o kamplarda engelliler ve diğer ötekileştirilenler toplu olarak ölüme gönderilirken bu katliamlara dünya sessiz kalmıştır. Bunun nedeni ise ekonomik ve kültürel önyargılardır.

O dönemde Almanya’da 1933 ‘de çıkan bir yasaya göre , bedensel veya zihinsel engellilerin çocuk sahibi olmaları yasaklanır. ABD ve Almanya dışında Danimarka ve İsveç de kısırlaştırma programı kabul edilir ve uygulanır. Böylece tüm engelliler kontrol altına alınır.

Almanya’da yasa gereği doktorlara, hemşirelere, ebelere tespit ettikleri vakaları devlete bildirme mecburiyeti getirilir. Bu yasayla 300.000-400.000 arasında zeka engelli zorla kısırlaştırılır. Ardından 1939-1945 yılları arasında Almanya’da bedensel ve zihinsel sakatlığı olan 200.000 ile 275.000 arasındaki insan ötenaziyle öldürülür. Öjeni hareketine kimi psikiyatrlar ve doktorlar da katılır. Hatta özellikle kurban belirleme ve öldürmede görev alırlar.

“Naziler, sakatlara yönelik zorunlu kısırlaştırma uygulamaları ve onları toplu olarak katletmelerinden dolayı Nürnberg mahkemelerinde yargılanmadılar. Çünkü o dönemde ABD, Kanada, İsviçre, Danimarka ve başka batı ülkelerinde engellileri kısırlaştırma uygulamaları zaten yürürlükteydi. Bu uygulamalar ise 1950’li yıllara kadar devam edecekti “ (Demircioğlu, 2010, s.76)

Ayrıca bu kırımlarla ötenazi yeniden gündeme gelmiş, bu konuda tartışmalar başlamış, sonuçta, “öldürmenin” ötenazi adı altında yasallaşmasının yolu açılmıştır.

Görüldüğü gibi, dünya birlik olmuş, engellileri yok edilmesi gereken düşman olarak görüyor! Bunu da çeşitli önyargılarla, ideolojilerle tüm dünyaya kabul ettiriyorlar. İdeoloji böyle insanı katil yapar. Ancak ideolojiyle insan beyni yıkanır, hastalıklı olur. Sonra da, bu aygıtla kendi kurduğu sistemi doğru ve meşru olarak kabul ettirir. Yoksa insan kendini kahraman duyumsayarak güya “insan soyunu kurtarmak “ için bir çok engelliye kıyar mı? Ha! Bir de bu zulme tıp insanları da katılıyor. Akıl alır gibi değil. İnsan yaşamına saygıymış. Görevlerini kötüye kullanmakmış. Hepsi hak getire!

Peki, hangi engelli “cinsel ahlaksızlık” yaptığı gerekçesiyle bir insanı öldürdü? Hangi engelli ölüm kampları kurarak insanları diri diri yaktı? Hangi engelli “insan soyunun iyileştirilmesi” gibi sapkın anlayışlarla bir cana kıydı? Kim ahlaksız, kim hastalıklı, kim sapkın? Bulduk mu yanıtını?

Bakalım, insan soyunun mutluluk yolunda ilerlemesi için kaç fırın ekmek yemesi gerekli?

Esenlik tüm canlılar içindir. Irkçılığın ve ötekileştirmenin olmadığı bir çağa övgüler düzmek istiyorum şu an...

İnsancıl bir çağa... Tüm toplumların mutluluğunun gözetildiği güzel günler görmek temennisiyle...

Kaynakça:

1) Demircioğlu M., 2010, Sakat Emeği, İstanbul, Kibele Yayınları

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.