Müzikal izlemeyi sever misiniz? Ben çok severim. Dün Victor Hugo'nun ünlü yapıtı Notre Dame'ın Kamburu'ndan uyarlanan müzikali izledim. Heyecanlıydım. Trump Tower Gösteri Merkezi'ne uzun yıllar önce gitmiştim. Eğer sizler de gitmek isterseniz, metro ya da otobüslerle kolayca ulaşabilirsiniz. M.köy'deki metrodan  alışveriş merkezinin içine direkt yol var. Bu arada Trump Gösteri Merkezi engellileri uygun. Girişte engelli asansörü mevcut. Gitmeden önce telefonla asansörün çalışıp çalışmadığını ve yetkililerden nasıl yardım alabileceğinizi sorabilirsiniz.

Merkezin önüne gittiğimde gördüğüm kalabalık beni biraz şaşırttı. Yönetmenliğini Vural Bingöl'ün yaptığı müzikal, Notre Dame Katedrali'ni temsil eden bir dekorun önünde bir ozanın Paris'i anlatmasıyla başladı.

Ortaçağın karanlık zamanlarıdır... Dünya dinin egemenliğindedir... Katedraller vaktidir... İnsan yıldızlara çıkmak ister...  Bunun için mi cama, taşa, mermere  biçim veren sanat yapıtları ortaya çıkarır? Gökleri delen kuleler yapar, dersiniz?

Bir süre sonra, o katedraller vakti çatlamaya başlar...  Yabancılar... Evsiz yurtsuzlar.. Kimliksizler... Baldırı çıplaklar... Yabaniler, çingeneler Paris'i doldurur, bir sığınak ararlar... Onlardan biri de güzeller güzeli Esmeralda'dır. Sokaklarda öyle bir dans eder ki, tüm cinsel dürtülerini bastıran Rahip Frollo bile sarhoş olur güzelliğinden... Esmeralda yersiz yurtsuz... Evsiz barksız... Hep uzun yolların yolcusu... Yol uzun... Göçebelik akar durur kanında... Bu güzelle kesişir mi yolu Deliler Bayramı'nda çirkinlik tacını giyen Quasimodo'nun?

Quasimodo “Delilerin Papası”... Bir gözünün ucuyla bakan ucube... Kambur, topal, kör ve çirkin... Bu “Delilerin Papası'nın“ bir kalbi yok mu? O da sevemez mi? Bedende “engel” olsa da, yürek akmaz mı güzelliklere? Ket vuramaz duygularına Notre Dame'ın zangocu... İyi de hep alay edilen, dışlanan, küçük görülen birini sevebilir mi çingene güzeli?

Arabı, çingenesi, sağlamı, sakatı, zencisi, beyazı hepimiz insan değil miyiz? Niçin dil, din, renk, fiziksel görünüm, mezhebe göre bölüp parçalıyoruz birbirimizi? Tüm bağnazlıkları atmalı bir kenara... Her şeyden önce insan, insana insan kimliğiyle bakmalı... Benim de öykücülüğüm tuttu. Arayaya girmeyeyim. Şimdi dinleyelim ozanın dilinden asıl hikayeyi...

Quasimodo Esmeralda'ya sırılsıklam aşık olur da, Rahip Frollo durur mu?  Yüreği yanar şehvet aşkıyla... Debelenir durur arzunun duraklarında... İçinde durduramadığı canavara söz geçiremeyince, Esmeralda'yı büyücülükle suçlar. İnsanları günaha sokan bu kadın yakalanmalı ve bir yere kapatılmalı... Bunun için Quasimodo'dan yardım ister. Küçükken sokağa bırakılan Quasimodo'yu o bakıp büyüttüğü için bir “köpek” gibi bağlıdır efendisine zangoç.

Bir gece Esmeralda'yı kaçırmak için işe girişirler. Tam kaçıracakları sırada asker Phoebus çingene güzelini kurtarır. Böylece ikisi arasında bir aşk doğar. Ancak Phoubes nişanlıdır. Yüreğine söz geçiremez. İki kadın arasında kalır. Bu arada Quasimodo yakalanır. Şehir meydanında bir ağaca bağlanır. Susuzluktan ölecek gibi olan Quasimodo'ya Esmeralda merhamet eder, su verir.  Bu davranışıyla kalbini fetheder Quasimodo'nun. 

Üç erkek arasında kalan Esmeralda'nın yazgısı nereye doğru gidecektir? Aşk bir kurtuluş mudur yoksa narsistlik mi? Bu sorularla sizi baş başa bırakıyorum. 

Söze başlarken, müzikale gittiğim için heyecanlı olduğumu söylemiştim. Ancak müzikalden düş kırıklığıyla çıktım. Victor Hogo'nun Notre Dame'ın Kamburu kitabını okumayan ve konuyu bilmeyen müzikali kolay kolay anlayamaz. Sahnedeki olaylar arasında öyle bir kopukluk vardı ki, o olaylar dekorlarla da desteklenmeyince, dikkatinizi toplamakta zorlanıyorsunuz. Yönetmenin müzikalin sonuna doğru, Esmeralda'nın cansız bedenini gören Quasimodo'yu neden “hayvan gibi” garip sesler çıkarttırdığına bir anlam veremiyorsunuz. Hadi diyelim, konuşamıyordu. Ama müzikalin başından beri çok da güzel şarkı söylüyordu. Bu arada dansçılar arasında pek uyum olduğu söylenemezdi. Dansçı sayısı da artırılabilirdi.

Ayrıca sahnede dekor diye bir şey yoktu. Sahne arkasında Notre Dame'ı andıran bir kesit, sahnenin iki yanında iki kule ve üstünde de canavar/şeytan büstü vardı. Bu kuleler hem somut hem de soyut anlamlıydı. Birincisi Notre Dame'ın kulelerini temsil ediyorlardı. Öte yandan insanlığı/insanı da simgeliyordu. İnsan tapınaklar yapıp Tanrı'ya dualar ederken, dinleri kendi çıkarları için  kullanmamış mıydı? Din adamları, din ticareti yaparken, yeri gelmiş kadınları büyücülükle suçlamış ve öldürmüş, yeri gelmiş bilim insanlarını aforoz ederek yakmışlardı. İnsan yıldızlara ulaşmak isterken kendi karanlığını neden görememişti? İşlediği suçtan arınmak için bir başka insanı ölüme göndermeyi hangi güçlere sığınarak meşrulaştırmıştı?

O gün ve bugün de soru soran insana hep kötü gözle bakmadılar mı? Tarihin en eski çağlarından beri, sakatlık olgusuna olumsuz bir anlam yükleyip sakatları da toplumdan tecrit etmediler mi? Atalarımızdan devraldığımız düşüncelerin geçmişten bu güne kadar çok da fazla değişmeden sürüp gelmesi çok tuhaf! Yeti yitimi olanları insan saymamak, geçmişin kalıntıları içinde yaşamak insanlığın bir çıkmazı olsa gerek! 

Günümüzde de güneşin sıcaklığa, rüzgarın sesine, kuşların ötüşüne, gökyüzünün mavisine hasret bir çok engelli yoldaşım var. Onlar demir parmaklıklarla çevrili hapishanelerinde aydınlıktan yoksun yaşıyorlar... Ötekileştirilenler, dışlananlar kafeslerinde uçamayan birer kuş... Quasimodo onlardan yalnızca birisi... Her kanadı kırık kuş Esmeralda'sını arar mı? Uzak yolculuklara çıkar mı? Aradığını bulur mu, bulmaz mı bilinmez. Belki bulur, neşeyle taçlanır yüreği... Belki bulamaz, bir kadının/erkeğin eli eline değmeden tüketir nefesini... Duvarlarla örülüdür hayatı...

Asıl kötü kim? Kim “canavar” kim değil? Kusursuz bir güzellikle Esmeralda'yı seven kambur, kör ve topal Quasimodo' mu mu? Yoksa engellilerin önüne  engel koyan, içindeki her türlü kötülüğü kadına/engelliye yükleyerek yaptıklarından sorumluluk duymayan, kendi kendisiyle yüzleşmeyi bilmeyenler mi?

Kendi kulelerinde “sağlam”lığa övgüler düzen, sakat-sağlam karşıtlığı yaratıp vahşilik ormanında gezenler mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.