Dijital çağlardayız. “Seni Gidi Topal” türküsünün videolarını araştırıyorum. Önüme bilmem kaç tane video çıkıyor. Ben mi bu çağa yabancılaştım çağ bana mı? Düğünlerde, orada burada tekerlekli sandalyeli, spastik, topal taklidi yaparak eğleniyor insanlarımız. Nasıl can yakıcı. Nasıl acımasız ve incitici. Bir an gözlerime inanamıyorum. Tekerlekli sandalye kullanmak, bir organınızı kaybetmeniz, aksamanız, bacağınızın zayıf olması ya da “tam” “sağlam” olamamak azgın, saldırgan bakışlar altında büyük bir umursamazlık ve kepazelikle nasıl eğlence malzemesine dönüştürebilir? Anne ve babalarının kucaklarında daha konuşmayı bilmeyen bebeler, ilkokul ya da ortaokul çağındaki çocukların körpecik beyinlerine ekilen şölen tohumlarının nedeni ne?

Hepimiz bir kültür içinde doğar, o kültürün değerlerine inanırız. Bunlar, sistemin kitle iletişim araçlarıyla belleğimize kazınır.  O inançların doğruluğu ise ideolojiyle kabul ettirilir. Bunlardan biri de sağlam beden ideolojisidir. Toplum, sağlam beden ideolojisiyle yönlendirilir. Buna göre “sağlıklı” olmak demek “normal” olmak demektir. Bunun dışında kalanlar ayrılmışlardır. İnsan soyu, “normalin” dışında kalanları toplumdan yalıttı, damgaladı, dışladı. Kimi kez engelliye gözünü dikip “şeytan görmüş” gibi baktı, kimi kez ad takıp alay etti, kimi kez ucube gösterileri altında eğlendi, kimi kez sırtına vurdu sopayı dilendirdi, kimi kez ise akıl hastaneleri adı altında hapishanelere kapattı. Hangi birini söylesem… hangi birini dillendirsem… Egemen olanın sağlam beden faşizmi her yerdeydi.  

Engellilerin eksikliklerine odaklanıp onların yürüyüşlerini, yetersizliklerini taklit edip eğlenmek, eğlence değil vahşiliktir. Bu, tüm insanlara ve özellikle de çocuklara erken yaştan itibaren “tam” olmanın kutsanacak, “engelli” olmanın aşağılanacak, damgalanacak, alay konusu yapılıp eğlenilecek bir şey olduğu mesajını verir. Düğünler ve eğlence mekanların en büyük toplumsallaşma yerleri olduğu düşünülürse, çocuklarımız engelliyi “normal dışı”, “güçsüz”, “zayıf”, “çirkin” alay edilecek bir nesne gibi algılayacaklardır. Bunların sonuçları ise olumsuzdur. Oyun olduğu iddia edilen bu eğlencelerde engellilerin eğlence malzemesi yapılması her türlü olumsuz tutum ve ayrımcılığı pekiştirecektir.

Oysa engellilik bir kusur değil, farklılıktır. Farklılıklarımız ise zenginliklerimizdir. Bizler ne zaman diğer insanlarla eşit eğitim, iş, ulaşım, sağlık olanaklarına kolayca ulaşabileceğiz? Kimi kez neyi, nerde, söyleyeceğimize, nasıl tepki vereceğimize karar veremiyoruz. “ Seni gidi topal “ türküsünden rahatsız olmamıza karşın sistematik biçimde toplumca psikolojik şiddette uğruyoruz. “ Bu da engelliliğe takmış”, “ çok da alıngan canım”, “ hep engelliler… hep engelliler… ne kadar da kompleks edinmiş” gibi söylemlerden bıktık, usandık.

Öteki olmak çok zor.  Bu toplum ötekinin de yaşam hakkı olduğunu ne zaman öğrenecek? Ne zaman birbirimizi ötekileştirmeyip sevgiyle kucaklayacağız? Bir düğüne/eğlence mekanına gittiğinizi düşünün. Kendiniz gibi birisinin taklit edildiğini, onunla eğlenildiğini görseniz ne hissederdiniz? Neden, bir spastiği/topalı taklit ederler ki? “Sağlam bedenli” olmanın üstün olduğuna inanıyorlar da ondan. Nasıl da zevk alıyorlar engellileri linç ederken! Bir insan topla, tüfekle, tabancayla öldürülmez. Engelliler değersiz kabul ediliyor, görünümünden dolayı eğlence malzemesi yapılıyorsa bunun adı toplumsal linç ve şiddettir.

Bu tabloya bakıp sizleri “soytarı” yerine koyup sağlam beden faşizminin postallarıyla hareket edenlere “hadi oradan” demeli.

Dizilerde, engelliler haftasında, engelliler gününde sırtımızı sıvazlayıp sevgi nutukları atanlar, böyle seveceklerse sevmesinler bizleri.

Siz kendinizi sevin, sevgili engelli dostlarım. Toplumun gözünden kendinize bakıp bedeninize düşman olmayın.

“Sağlam bedenli” olmak kutsanacak bir şey değildir. Bizleri en çok üzen bedenimizin engelli olması değil, toplumun büyük bir duyarsızlık ve umursamazlık içinde engellilerle ilgili aşağılamaları oyun haline getirip normalleştirilmesidir.

Engelliler bu tür şiddet biçimlerini reddetmediği sürece ikinci sınıf olmayı sürdüreceklerdir. Müziğin dili evrenseldir. İnsanları ortak sevinç ve hüzünlerde birleştirir. Ancak bir şarkı/türkü kullanılarak oyunlar eşliğinde “öteki” yaratılıyorsa, bunun adı ötekileştirilenleri diri diri kuyuya atmaktır.

Öyleyse, buna hep beraber dur diyelim. Engelli sivil toplum örgütleri bu konuda harekete geçmeli, gerekli girişimler yapılarak bizleri rencide eden bu türkü yasaklanmalı.

Son söz olarak, şiddetsiz, kimsenin kimseyi ötekileştirmediği bir dünya özlemiyle tüm engelli/engelsiz dostlara selam olsun diyorum.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.