“Elini tuttum sıcacıktı

Yüreği elimdeymiş gibi”

Cengiz Aytmatov'un Türkçemize kiminin “Kırmızı Eşarp”, kiminin aynı adla çevirdiği romanından uyarlanan, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın, müziklerini Cahit Berkay'ın yaptığı “Selvi Boylum, Al Yazmalım” kuşkusuz Türkiye sinemasının başyapıtlarındandır.

Benim de en hit filmlerimden biridir. Defalarca izlesem bıkmam... Her izlediğimde aynı tadı, lezzeti alırım... Hatta kimi replikleri ezberimdedir... Bu film bir efsanedir bana göre...

Filmi izlemeyen yoktur, sanırım. Filmin kadın kahramanı Asya'nın (Türkan Şoray): “ Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, sevgi dostluktu, sevgi emekti” sözleri çoğumuzun belleğine kazınmıştır.

Sahiden de, insanı insan yapan emektir... İlk insan, taşı, kemiği yontarak eliyle alet yapmayı başarmıştır. Sonra da doğaya egemen olmuş, emeğiyle onu değiştirip dönüşmüştür. İnsan bununla yetinmemiş, aynı zamanda sanatı da yaratmıştır.

Demek ki, emekle insan, toplum ve uygarlıklar oluşmuştur. Emekle güzelleşmiştir evren... Hiçbir şey kendiliğinden olmaz... Bir lokma ekmek için bile çalışıp didinmek gerekir. EMEK, çaba göstermek, uğraş vermektir...

Peki, emek verene bir gönül borcumuz var mıdır? Filme dönüp bunu sorgulayalım. Bildiğimiz üzere, İlyas'la ( Kadir İnanır) Asya bir dağ eteğinde karşılaşırlar. Aşk çoğu kez birdenbire gelir, çarpar insanı. Tıpkı bu filmdeki gibi... Aşk en güzel rastlantıdır... Yüreğinizin pırr pırr atmasıdır... Soluğunuzun kesilmesidir... Karşı konulmaz bir tutkudur... Aşk kimi kez insanın gözünü karartır... Hatta sevdiğiniz için tüm dünyayı karşınıza alırsınız... Bu anlamıyla aşk cesarettir...

Asya ve İlyas da bu yürekliliği gösterirler. Tüm engellere karşın kaçıp evlenirler. Bir süre sonra, İlyas'ın işleri bozulur, eve uğramaz olur. Bir başka kadınla yatıp kalkmaya başlar. Bu arada Asya günlerce kocasının yolunu gözler. Öyle ya! Aşk beklemektir... Sevilenin kendine döneceğini bilmektir...En sonunda Asya kocasının Dilek'le ilişkisini öğrenir. Filmde: “Ben kocamı hiç göğsünden öpmedim” dediği kare çok etkileyicidir Kadınlarımızın acıları canlanıverir gözlerinizde.

Çünkü Asya Anadolu kadınının tipiğidir. Sevgisi de bir o kadar masum ve temizdir. Gerçekten de Anadolu kadını, bilmez öyle cilve milve. Süslü iç çamaşırları, erkeği baştan çıkaracak seksi bakışlar, cazibeli gülüşler... Gölgelerde sever erkeğini... Utanır, yüzü kızarır sevmekten bile...

Aldatılmaya dayanamayan Asya çocuğunu da alarak evinden ayrılır, yollara düşer. O arada Cemşit'le ( Ahmet Mekin) karşılaşır. Cemşit her ikisine de sahip çıkar. Üstelik bunu yaparken, hiçbir beklentisi yoktur. Koşulsuzca sevip kol kanat gerer. Samet'in (Elif İnci) biyolojik babası İlyas'tır. Ama ona emek verip büyüten, gereksinimlerini karşılayan, acı ve sevinçte yanında olan Cemşit'tir. Bu arada Samet büyür. İçi çocuk özlemiyle yanıp tutuşan Cemşit'i babalığa seçer. Asya ve Cemşit evlenirler. Asya kendi kendine sevginin ne olduğunu sorgular. “ Sevgi sahip çıkan, dost sıcak insan eli... İnsan emeğiydi... Sevgi iyilikti... Sevgi emekti “ der. Asya'nın gözünden bakarsak, Cemşit aşık olunan değildir. Özveride bulunan, sahip çıkan, ilgi ve şefkat gösterendir. Kısacası insan gibi insandır. Sıcaktır. Güven vericidir. Üstelik sahip çıkarken bir yarar da gözetmez. Bencil değildir. Önce sevilenin (Asya'nın) mutluluğunu düşünür. Demek ki sevmek, bir kişiye sahip olmak değil, arkasında durmaktır. Asya mutluluğu bulduğunu düşünür. Tam o sıralarda, İlyas'la yeniden karşılaşır. İçi aşk ateşiyle yanmaktadır. Gönlü halen eski kocasındadır. Bu arada, oğlu Samet'le İlyas'ın arasında sıcak bir bağ gelişir. Aslında Cemşit'i bırakıp İlyas'a gitmemesi için bir neden yoktur. Aşk tüm şiddetiyle ruhunu kasıp kavurmaktadır. Ancak Samet, Cemşit'i babalığa seçince, aşıklar birbirlerine elveda demek zorunda kalırlar. Peki, o anda niye bir hüzün oturur yüreğimize? Nedir bizlerin kalbine saplanan? Çünkü, aşk öyle kuvvetli bir duygudur ki, kavuşamamak ölüm gibidir... Kim Eros'un oklarına karşı koyabilir?

Bu film bir aşk filmidir. Aşkın tüm hallerini görebilirsiniz. Aşk karşı konulmaz bir itkidir... Aşk heyecandır... Tinsel, fiziksel, dokunsal devinimlerini benliğinizde duyumsarsınız... Daha kendinizin anlamını bilmeden, bilinmeyen sularda yüzmek müthiş keyiflidir... O arada hem kendinizi hem de aşkın ruhunuzda yarattığı tüm duyuları keşfedersiniz... İlk aşklar bunun için unutulmaz kanımca.

Aşk yaşamın güzelliklerini birlikte duyumsamak, birlikte gökyüzüne yükselmektir... Aşk birlikte geçirilen kusursuz anlardır... İnsanın bir yanının eksik kalması korkunç bir ıstıraptır... O anda dünyanız kararır... Aşkın yıkıcılığını katre katre tüm damarlarınızda duyumsarsınız... Demek aşk hem sevinci hem de acıyı içinde barındırıyor, dersiniz...

Kuşkusuz, yaşama ve kavramlara anlam veren bizleriz.Ben aşkta bile duyguların eğitilebileceğine inanıyorum. Bana göre, aşk öğrenebilen bir duygudur. İyiliği, sevgiyi, dostluğu, aşkı biz kendimiz doğururuz. Öyleyse, kendi kendimizi tanıyıp benliğimizi oluşturmak elimizdedir. Eğer biz, aşkın sadakat olduğunu bilirsek, sevilene ihanet etmeyiz. En zayıf anımızda bile, libidomuzu, içgüdülerimizi, arzularımızı kontrol altına alabiliriz. Sonra da, iyiliği, dostluğu, özveriyi, emeği tüm keskinliğiyle yeşertebiliriz yüreklerimizde...

Zaten sanat bunun için yok mudur? İnsan o sanat yapıtlarına bakarak kendini değiştirip dönüştürmez mi? Tolstoy'un Anna Karenina'sı, Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'su, Flaubert'in Madam Bovary'si kulaklarımıza şunları fısıldar:

Tutkularının esiri olan, daldan dala konan ucuz bir hedonizmin silahıyla vurulmaktansa, yaşamına dirim ve güzellik katan bir aşk seni çoğaltır. Bunun yolu ise, benliğimizi arzularla doyurmak değil, akıl ve irademizle dört nala koşan tutkularımızı dizginlemektir.

Demek ki, yalnızca sevgiyi değil, aşkı da öğrenebilir insan... Aşkın baştan çıkarıcılığı ve karşı konulmazlığına rağmen, ben akıl ve irademle iyilikseverliği/dostluğu seçebilirim...

Aşk seçim yapmaktır...

Sevdiğinin değerini bilmektir...

Emeğin değerini bilmeyenleri ise, yaşamından çıkarmaktır...

Öyleyse, tuttuğun yüreği bırakmamalı... Yüreğini verdiğin ise, emeğine değecek biri olmalı...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.